"Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı. Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu. Sahilin ve teknenin çok ötesinde, bir martı, Jonathan Livingston, tek başına uçuş çalışmaları yapıyordu. Yüz fite yükseldiğinde perdeli ayaklarını indiriyor, gagasını kaldırıyor ve ona acı veren bir kavisi oluşturabilmek için kanatlarını iyice geriyordu. Eğer bu kavisi oluşturabilirse daha yavaş uçabilecekti. Şimdi rüzgâr hafifçe yüzünü yalıyordu."
Yukarıdaki paragraf kitabın girişinden bir alıntıdır. Martı Jonathan çok hırslı, azimli ve çalışmayı seven bir martıdır. Arkadaşlarından dışlanacağını bile bile yemek bulmak için değil, uçmayı zevk ve başarı haline getirmek için uçar. Her zaman daha ileriyi hedefler. Hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmaz; risk alır. Diğer martıların yemek yiyerek boşa zaman geçirdiklerini düşünür. Jonathan sınır tanımayan, kendini tanıyan ve kendisini her an geliştirme çabasında olan bir martıdır. Hiçbir zaman denemekten korkmaz, öğrenme hırsı vardır. Jonathan Livingston, diğer martı arkadaşlarından daha farklıdır; çünkü sadece Jonathan’ın uçma tutkusu vardır. Diğer martılar yemek için uçarken, Jonathan sevdiği işi yapmak ve öğrenmek için uçar.
Yazar, Jonathan’ı özgür insanın sembolü olarak yaratmıştır. Kitaptaki olaylar, insan yaşamıyla bağlantılıdır. Örneğin; insanlar nasıl kurallara uymayıp cezalandırılırsa, Martı Jonathan da yaşamın kurallarına uymayıp Sarp Kayalıklarda sürgüne gönderilmiştir... Ancak, Jonathan orada kendi dünyasını, yazarın deyişiyle kendi “cennet”ini yaratmıştır. Onun cenneti “özgürlüğü ve öğrenme çabasını” oluşturur. Ayrıca Jonathan öğrenmeyi seven bir martı olduğu için, uçmanın inceliklerini bilmek ister; kendisini her an geliştirmeyi ve asla boşa zaman geçirmemeyi hedefler. Martı Jonathan’ın kendisi gibi düşünen birçok arkadaşı vardır. Bunlardan biri Chiang’dir. Chiang onun arkadaşı değil, öğretmeni sayılır. Chiang yaşlı; ama hiçbir şeyden yılmayan bir martıdır. Onun da Martı Jonathan gibi uçma tutkusu vardır. Jonathan’a bütün teknikleri, uçma becerilerini o öğretmiştir. Yaşlı martı Chiang, Jonathan’a en büyük desteği verir. Jonathan kendini geliştirdikten sonra küçük martıları uçmaya hazırlamıştır. Bu öğrencilerinden Kirk, Maynard ve Fletcher en başarılı öğrencilerindendir. Onlar da Martı Jonathan gibi aynı felsefeye sahiptir. Sarp Kayalıklar, deniz kıyısı, liman, gökyüzü ve cennet kitaptaki mekânları oluşturur. Jonathan’ın sürgüne gönderilmesi, sarp kayalıklarda; diğer martıların yemek araması, liman ve deniz kıyısında; bütün martıların, özellikle de Jonathan’ın, uçma denemeleri yapması ise gökyüzünde gerçekleşir. Cennet ise, Jonathan’ın kendi dünyasını sembolize eder. Yazar kitaptaki zamanı bize ayrıntılı olarak anlatmamıştır; fakat Jonathan bütün uçma denemelerini, gece ve gündüz yapmıştır.
Kitaptaki öyküleme ve betimleme anlatım biçimlerini, diyaloglar ve monologlar ise anlatım tekniklerini oluşturur. Kitaptan betimlemeye uygun bir alıntı yapılabilir: “Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı. Öyküleme olarak ise “Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu...” alıntısı yapılabilir. Kitapta diyaloglara çok sık rastlanır.
* * *
Ortaokul sonunda Edebiyat öğretmenimizin zoruyla okumuştum (Her Türk genci gibi ^^) Ama sonradan gerçekten yararlı bir kitap olduğuna inandığım bir eser. Bana göre anlatılanı anlamakla olay başlar. _________________ Sailor Moon / Sailor Venus Fan Sitesi Forum Kuralları | İstek - Şikayet Kutusu
09 Eyl 2007 13:19
Dice of Angel
Otaku
Kayıt: 31 Tem 2007 Mesajlar: 358 Ünvan: Prenses Puan: 50
Daha 1 ay önce okudum ve tam da aradığım türden bir konusu var özgürlük gibi bir şey bu kadar güzel dile getirilidi ancak
dil ve anlatım dersi için hakkında ödev hazırladım ve ana düşüncesine şunu yazdım(yani hatırladığım kadarıyla bunu yazdım )
İnsanın yapabileceklerinin sınırı yoktur,sınırlar yalnızca yapabileceklerinin farkında olmayanlar içindir. _________________
Spoiler:
Lovel~chan'im bu hediyeyi düşündüğün için, Flame-chan'im sen de o güzel ellerinle hazırladığın için çok teşekkür ederim Arigatou ^^
06 Şub 2008 12:11
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [ 5 mesaj ]
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız