Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta
sevdiğim gibi...
Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim
mutsuzluğa
Ya herşey bitmiştir çoktan
Ya
hiçbir şey
başlamamış....
Öyle bir zamanına geldim ki
yaşamın,
Ölüme erken, seviye geç
Yine gecikmişim
bağışla sevgilim
Seviye on kala ölüme beş...
Aziz Nesin
Spoiler:
BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİTMEZ
Bütün anneler, annelerin en güzeli,
Sen, en güzellerin güzeli.
Onüçünde evlendin,
Onbeşinde beni doğurdun,
Yirmialtı yaşındaydın,
Yaşamadan öldün.
Sevgi taşan bu yüreği sana borçluyum.
Bir resmin bile yok bende,
Fotoğraf çektirmek günahtı.
Ne sinema seyrettin, ne tiyatro.
Elektrik, havagazı, su, soba,
Ve karyola bile yoktu evinde.
Denize giremedin,
Okuma yazma bilmedin.
Güzel gözlerin,
Kara peçenin arkasından baktı dünyaya.
Yirmialtı yaşındayken
Yaşamadan öldün...
Anneler artık yaşamadan ölmeyecek...
Böyle gelmiş,
Ama böyle gitmeyecek!
AZİZ NESİN
Spoiler:
CIMBIZLI ŞİİR (34262 Hit)
Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya
BİR BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR!
Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzğar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?
Destanını yapmış,kasideye kanmış.
Bir el ki;ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
Rüzğarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,
Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter! Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle söz senin.
Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzğar bekliyor!
Destanı öksüz ,sükutu derin meçhul askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?...
Çok sevdim Bu şiiri...
Arif Nihat ASYA _________________
michiru ellerine sağlık
Spoiler:
Teşekkürler küçük-melek (Ahh matematikk...)
21 Ksm 2008 20:46
Sailormoon_ami
Aşk'ın Koruyucusu
Kayıt: 09 Hzr 2007 Mesajlar: 1260 Ünvan: Prenses Nerden: Ay Krallığı
normalde şiir sevmem ama "ORHAN VELİ KANIK" deyince akan sular durur benim için, onun şiirlerini çok seviyorum...
ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum
ORHAN VELİ KANIK
Spoiler:
İSTANBUL'U DİNLİYORUM
İstanbul'u dinliyorum,gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar , ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor derken;
Yükseklerden,sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyot dalyalarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalı Çarşı;
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa;
Güvercin dolu avlular.
Çekiç sesleri geliyor doklardan,
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı;
Başında eski alemlerin sarhoşluğu,
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı değil mi,bilmiyorum;
Dudakların ıslak mı değil mi, bilmiyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum
Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli
Böyle mahzun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahzun kederli değildin eskiden
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karardı gözlerin
Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Acılarım birikir şakaklarımda
Kanlı, lanetli, ızdırap yüklü…
Bakarsın gözlerime hissetmeye çalışırsın nefretimi
Yanıtsız kalırsın masumiyetinin yarınlarında
Düşünürüm…
Susarım…
Gözyaşımla birlikle lanete bürünür zamanlarım
Bir büyücü gibi kötülük saçarken damarlardan,
Akan asil kanımın sızısıyla titrerken yağmurlardan,
Taneleri hissederken o dehşetli akşamlardan
Düşünürüm…
Susarım…
Ben gömülmüşken kanlı karanlığıma
Gözyaşımın bile nefretini avuturcasına savrulmasına
Kinimi doğrultup acılarımı barındırdıkça sessizliğin çığlıklarında
Düşünürüm…
Susarım…
Yine çaresizliğin tapınağında
Kan uykusundan kalkmayan meleklerime yaslanırım…
Ağlarım…
Dün akşamı hatırladım
Hani için için ağlamıştım ya bütün gece
Susup bakmakla yetinmiştin ya gözlerime
Yıldızların parlaklığını söndüren o lanet, bedenlere ağıtla gönderdikçe
Ağlama! Gecenin koyu karanlık dolunayının gölgesinde
Hissederim…
Susarım…
Seher vaktinin titreten ayazı akşamlarda
Sessizliğin lanetli madalyonu bu kez hangi kurbanda?
Acı tatlı senfoninin ahenkli kanat çırpışında
Elimde siyah kaderim ve ben
Karanlığa, kanlı gözyaşlarıyla vokal yapmakta
Hissederim…
Ağlarım…
Kanlı evliyaların sonsuzluk çağrısına inanıp
Savrulurum…
Susarım…
Gidiyorsun işte akşamların sessizliğinde
Çığlıklara inat susan bedenimin ölüm yemeğinde
Son kez söyle!
Beni sevdin mi hiç anlatılmayacak kadar soğuk karanlık nefeslerce?
Düşünürsün…
Susarsın…
Yanıtın gelmez geçmişten
Gelecek susar lanetlenmişçesine
Hissedersin…
Ağlamazsın…
Sen hiç olmadın ki ağlayamazsın… _________________ Ruhum bana vazetti ve ne cücelerden daha büyük, ne de devlerden daha küçük olduğumu gösterdi.
Ruhum bana vazedene kadar insanlığı iki kişi olarak görürdüm: Biri acıdığım, güçsüz; diğeri izlediğim yada direndiğim güçlü.
Ama şimdi her ikisi de olduğumu ve ikisinin aynı maddeden yapıldığını biliyorum.
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız